GEBELİK VE COVID-19 (KORONA VİRÜS ENFEKSİYONU)

Gebelikte bağışıklık sistemi kısmen baskılanmıştır. Dolayısıyla gebeler viral hastalıklara daha duyarlıdır. Morbidite mevsim nezlesine kıyasla daha yüksek olduğu için etyolojik ajanı SARS-COV-2 olan COVID-19 epidemisinin gebe kadınlarda ciddi sonuçları olabilir. Virüs salya, tükrük, balgam, nazofaringeal ve orofaringeal sürüntü, endotrakeal aspirasyon sıvısı veya bronkoalveoler lavaj, idrar ve gaita örneklerinde, referans tanı testi olarak kabul edilen viral nukleik asit “real time polimeraz zincir reaksiyonu” (RT-PCR) ile ölçülebiliyor. Ancak RT-PCR mevcut değilse seroloji, tanı için kullanılabilir. Ayrıca influenza A ve B, adenovirüs, respiratuar sinsityal virüs, rhinovirüs, SARS-CoV, bakteriel pnömoni, klamidya ve mikoplazma pnömonileri de dışlanması gerekli diğer solunum hastalıkları. Viral pnömoni üzerine bakteriel enfeksiyon gelişebilir. Bu durumda kan kültürü sonucuna göre antibiyotik tedavisi verilmelidir.

Bütün bilinenler Çin’den gelen 9 doğum ve doğan 10 yeni doğan verisinden ibarettir. Şu ana kadar anne ölümü rapor edilmedi. Üçüncü trimesterde enfekte olan gebelerde erken membran rüptürü, erken doğum, fetal taşikardi ve fetal distres riskleri biliniyor ama vajinal virüs döküntüsü olup olmadığı, birinci ve ikinci trimesterlerde ne gibi sorunlara yol açacağı, düşük ve ölü doğum riskini artırıp artırmadığı bilinmiyor. Henüz sınırlı veriler ışığında, transplasental geçişin olmadığı düşünülüyor çünkü amniotik sıvı, kordon kanı, neonatal boğaz sürüntü örneği ve anne sütünde SARS-COV-2 pozitifliği gösterilemedi.

Kuluçka döneminin 2-14 gün olduğu ve enfekte insanların henüz semptomatik olmadan yakın temas ve solunum sistemi damlacık yoluyla başkalarını enfekte edebildiklerini biliyoruz. Henüz aşı bulunmuş değil. Önlem olarak gebelerin gerekmedikçe seyahat etmemeleri, kalabalık yerlere girmemeleri, toplu taşıma vasıtalarını kullanmamaları, hastalık şüphesi olanlarla temas etmemeleri ve en önemlisi kişisel (SIK SIK SABUNLA ELLERİN YIKANMASI EN BAŞTA GELMEK ÜZERE) ve sosyal hijyen kurallarına uymaları, ayrıca yüksek ateş, öksürük, yorgunluk, adale ağrısı, boğaz ağrısı veya nefes darlığı varlığında bir hekime başvurmaları öneriliyor. Bazı hastalarda burun akıntısı, kanlı balgam veya ishal de diğer semptomlara eşlik edebiliyor.

Erken evrede periferik beyaz küre sayısı normal veya azalmış olabilir. Lenfosit ve trombosit sayısında azalma, C-reaktif proteinde, karaciğer enzimlerinde ve kreatin fosfokinaz düzeylerinde artış olması beklenebilir. Kontrast madde kullanmadan akciğer bilgisayarlı tomografisi viral pnömoni tanısında en tanısal değeri yüksek olan test (RT-PCR’dan daha tanısal) ve bebeğe radyasyon etkisi de ihmal edilebilir düzeyde.

COVİD-19 şüpheli gebe kadınların izole edilerek personelinin tüm korunma önlemlerine haiz özel hazırlıklı sağlık kurumlarında bakılmaları gerekir. İstirahat, hidrasyon ve beslenme desteğine ek olarak su ve elektrolit dengesi, vital bulgular, oksijen saturasyonu takibi hayati önem taşır. Gerektiğinde intranasal oksijen inhalasyon desteği, intübasyon ve mekanik ventilasyon, hatta ağır olgularda ekstrakorporeal membran oksijenasyonu uygulanması gerekebilir. Septik şok, akut böbrek ve kalp yetmezliği açısından arteryel kan gazları, laktik asid, böbrek ve karaciğer fonksiyonları ve kalp enzimleri izlenmelidir.

Çin’de COVID-19 enfeksiyon tedavisinde antiviral ilaçlar rutin olarak kullanılıyor ve gebelere de öneriliyor. Antiproteazlar Lopinavir/Ritonavir, tercih edilen ilaçlar ve gebelikte de nisbeten güvenli oldukları yayımlanmış. Tedavi için 2 kapsül  Lopinavir (200 mg/kapsül)/Ritonavir (50 mg / kapsül) birlikte ağızdan ve aynı zamanda günde 2 defa nebulize α‐interferon inhalasyonu (2 ml steril enjeksiyon sıvısı içinde 5 milyon IU) tedavisi öneriliyor. In vitro olarak SARS‐COV‐2 virüsünü inhibe eden nükleotid analoğu Remdesivir ve bir sıtma ilacı olan Chloroquine de COVID‐19 tedavisinde uygulanıyor.

Yaygın akciğer tahribatı yapan virüs, sekonder bakteriyel pnömoni riskini ciddi şekilde artırıyor ve antibiyotik tedavisi eklenmesini gerektiriyor. Bakteriel sepsis durumunda kültür ve hassasiyet test sonuçları beklenirken başlangıç olarak damardan Ceftriaxone öneriliyor.

Genel olarak COVID‐19 pnömonisinde vücuttan virüs atılmasını yavaşlattıkları için kortikosteroidler önerilmese de Çin’de özellikle nefes darlığı ve hipoksemi ciddi ise günde kg başına 1-2 mg Metilprednizolon 3-5 gün süreyle uygulanmış ve böylece akciğer inflamasyonu azaltılarak akut respiratuar distres sendromu önlenmeye çalışılmış. Her ne kadar yeterli veri yoksa da gebelerde de uygulanabileceği rapor edilmiş. Preterm doğum beklentisine karşı akciğer matüritesini hızlandırmak amaçlı adaleden 12 mg Betamethasone enjeksiyonu da ikinci doz 24 saat sonra tekrarlanmak üzere yine diğer önerilenler arasında yerini alıyor.

Hafif ve stabil durumlarda fetusun sağlığı da yakından izlenerek gebelik terme kadar götürülebilir. Vücut ısısı, kalp atım ve solunum hızları, kan basıncı, oksijen satürasyonu, sıvı elektrolit dengesi ve arteryel kan gazları yakından izlenerek doğum şekli obstetrik endikasyonlara göre seçilmelidir. Gebeliğin fetal viabilite gelişmeden sonlandırılması veya erken doğum kararı tamamen anne ve bebeğin klinik ve laboratuar durumuna göre kararlaştırılmalıdır.

Gebelik sürecinde transplasental olarak geçmese de yeni doğan, doğumdan sonra doğrudan temas ile virüsü alabilir. Erken kord klemplenmesi ve bebeğin anneden 2 hafta süreyle ayrılarak izole edilmesi virüs geçiş olasılığını azaltır. Bu sürede anne sütünün pompa ile çekilerek bebeğe verilmesinde bir sakınca yoktur.

Ülkemizde COVID-19 olgularıyla karşılaşmamamız dileğiyle, tüm Dünya Kadınlarının bugününü kutluyorum.

 

Prof. Dr. Kutay Biberoğlu

08.03.2020

Ankara

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir