AĞRILI ADET GÖREN ERGEN VE GENÇ KIZLAR İÇİN BİLGİLENDİRME REHBERİ

AĞRILI ADET GÖREN ERGEN VE GENÇ KIZLAR İÇİN BİLGİLENDİRME REHBERİ

Çoğu ergen ve genç kızda ilk adet başladıktan sonra beyindeki merkezler olgunlaşana kadar ilk birkaç yıl adet kanamaları düzensiz aralıklarla ve ağrısız olur. Ne zaman ki beyinden yumurtalıklara düzenli sinyaller gönderilmeye başlar, artık yumurtlama ve adet kanamaları düzenli hale gelir. Adet ağrıları, az ya da çok, her düzenli adet gören kızda olağan bir yakınma nedenidir. Çoğunda, basit ağrı kesicilerle, birkaç günde ağrı azalır ya da kaybolur.

Bazı ergen ve genç kızlarda ise ağrılar çok daha şiddetlidir. Günlük aktivitelerini, okula gitmesini engeller. Ancak ağır ağrı kesicilerle, hatta acil serviste enjeksiyon şeklinde ilaçlarla ancak hafifleyen ve daha uzun süre hatta adetten sonra da devam eden ağrılarda altta yatan bir hastalığın olabileceği akılda tutulmalıdır. Olası sorunların başında endometriosis gelir.

Endometriosis nedir?

Uterus yani rahim boşluğunu örten endometrium yani doku tabakası, her ay adet kanaması ile dışarı atılarak kendisini yeniler. Aslında adet kanamasının nedeni, bu dokunun dışarıya atılmasıdır ki yeni adet döngüsüyle hormonlar yeniden endometriumu oluşturabilsinler.

Adet süresince dökülen endometrium kanla birlikte vajinadan dışarı atılır. Sadece vajinal değil bu kanamanın rahimden fallop tüplerine ve oradan da karın içine sızması da normal ve olağandır. Kadının bağışıklık sistemi karın içine kanla birlikte dökülen endometrium dokusunu temizler, yok eder. Tam olarak bilmediğimiz bir nedenle, belki de bağışıklık sisteminin yeterince güçlü olmaması sonucu dökülen hücreler ortadan kaldırılamayabilir. Endometriosis, işte bu adet kanamasıyla dışarıya atılan dokunun karın içinde örneğin yumurtalıklar üzerinde ve içinde, fallop tüplerinde, iç genital organları örten periton zarında ve hatta diğer pek çok organda yerleşmesi durumudur. Hormonların uyarısıyla endometriosis odakları büyür, çoğalır, adet kanamaları süresince anormal şekilde yerleştikleri karın içi yerleşim bölgelerine de kanar, yapışıklıklara ve şiddetli ağrıya neden olurlar. Yumurtalıklarda çikolata kisti olarak da anılan kistlere yol açarlar. Adet gören her 10 genç kız ve kadının birisinde bu hastalığa rastlamak mümkündür. Şiddetli ve uzun süreli adet ağrısı çeken ergen kızların en az yarısında endometriosis, ağrının nedenini oluşturabilir.

Endometriosis hastalığının yaygınlığı ile neden olduğu ağrının derecesi arasında doğrudan bir bağlantı yoktur. Bazen çok yaygın hastalığa rağmen hiç ağrı olmayabilir, bazen ise çok hafif şiddetteki hastalıkta çok şiddetli ağrı hissedilebilir. Sadece adet sırasında değil, idrar yaparken, dışkılarken veya genç kadınlarda cinsel ilişki sırasında da ağrı olabilir. Benzer şekilde pek çok, yaygın hastalığı olan kadın, hastalıktan haberdar bile olmadan defalarca gebe kalıp doğum yapabilirken bazıları bu hastalık nedeniyle çocuk sahibi olmakta zorluk yaşayabilir.

Endometriosis tanısı nasıl konur?

Hastanın yakınmalarını dinlemek, dikkatli şekilde ve dokunarak hastayı muayene etmek, bunun yanında gerekli durumlarda ultrason ve diğer görüntüleme yöntemlerini kullanmak tanıda esastır. Kesin tanı için laparoskopi ile karın içine bakmak, gerektiğinde aynı anda varolan endometriosisin cerrahi tedavisini yapmak mümkündür. Ancak laparoskopi ve cerrahi tedavi yapmadan da sadece klinik endometriosis şüphesi ile ilaç tedavisi de uygulanabilir.

Endometriosis tedavisi nasıl yapılır?

Bu hastalık üreme yaşındaki adet gören kadınlarda görülür. Estrojen hormonu ile beslenir. Menopoza kadar estrojen hormonu salgılanmaya devam ettiği sürece hastalığın hiçbir yöntemle kesin tedavisi yoktur. İlaç tedavisine cevap vermeyen ağrı durumlarında ve gebe kalamayan bazı kadınlarda cerrahi olarak endometriosis odaklarının çıkarılması gerekebilir. Ancak süreç içinde tekrarlayan bir hastalık olduğu için tekrar tekrar cerrahi yapmaktan kaçınmak gerekir. Endometrioma yani yumurtalığı tutan çikolata kistlerinde yumurta kaybı yaşanacağı için çocuk isteyen genç kadınlarda cerrahiden uzak durmak gerekir.

Hastalığın yani endometriosisin değil şikayetlerin tedavisi esastır. Hastayı doktora getiren esas yakınma ağrı olduğuna göre en hafif ağrı kesicilerden başlayarak daha etkili ve ağır ağrı kesicilere geçilerek ağrı kontrol edilmeye çalışılır. Hastalığı besleyen hormon estrojen olduğuna göre estrojeni baskılayan iğne veya haplarla adet kanamaları durdurularak ağrının tedavisi yapılır. Ağrı, tıbbi tedavinin verildiği sürece azalır ya da kaybolur. İlaçlar kesilip adet kanamaları tekrar başlayınca ağrı büyük ölçüde geri gelir. Bu kural yumurtalıklardaki endometriomalar yani çikolata kistleri için de geçerlidir. İlaçla adetler kesildiği sürece kistler küçülebilir ama tedavi kesildiğinde tekrar önceki boyutuna geri döner. Dolayısıyla ne kistlerin ne de diğer endometriosis odaklarının ilaçla tedavisi gibi bir kavram geçerli değildir. Sadece şiddetli ağrı varsa ve verildiği sürece ilaç tedavisinden yarar görülür.

En çok kullanılan ilaçlar, estrojen etkisini azaltan “progestin” haplarıdır. Progestin hormonu içeren rahim içi araçlar da diğer bir alternatiftir. Doğum kontrol hapları da ikinci seçenek olarak denenebilir. Bu arada psikolojik destek, spor, diyet, fizik tedavi, akapunktür de diğer yöntemler arasında sayılabilir.

Son söz : Bu hastalık kanser değildir. Yaşamı tehdit etmez. Uzun süreli yani kronik bir hastalıktır. Bazı kadınlarda şikayet ve sorunlara yol açabilir. Estrojen hormonu salgılanmaya devam ettikçe  hastalık tekrarlayabilir. İlaç tedavisi sadece ağrı için verilir ve sadece verildiği sürece ağrıyı giderir. Cerrahi tedavi ancak sınırlı nedenlerle, özellikle ilaç tedavisine cevap vermeyen şiddetli ağrıda, derin endometriosis olgularında ve bazen infertilite varsa uygulanmalıdır. Kırklı yaşlarda özellikle ailesini tamamlamış çocuk istemeyen kadınlarda ve yumurtalıktaki kistin başka bir tümöre bağlı olabileceği şüphesi varsa cerrahi tedavi hatta yumurtalıkların alınması böylece estrojen kaynağının tamamen kesilmesi düşünülebilir. Uygun tedavi her hasta için farklı olabilir. Gebelik ve doğum, bu hastalığın baskılanması için yararlı olabilir.

Prof. Dr. Kutay Biberoğlu

20.06.2020

Ankara

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir